İstençler yani arzularımız, hayat boyunca
sonsuzluğa işaret eden yönümüzdür. Herkesin farklı arzuları olmakla beraber,
bunların yer ve zamanları da farklıdır. En basiti açlığımızı durdurabilmek için
yemek yeme eğilimi gösterebildiğimiz gibi, cinsellik konusu da benzer
niteliktedir. Kabul etmek gerekir ki
insanlar arzularını karşılayabilmek için bir şekilde istence göre yönelimlerini
belirlemektedir. Bazı istekler karşılandıkça şiddeti artmakta, bazıları ise
karşılandıktan sonra yok olmaktadır. Peki bu arzularımız özgür müdür?
Öncelikle arzuladığımız şey zevklere dayalı
bir şey olsun. Elbette sınırlandırmak amacı gütmeden herhangi bir farklı arzuda
olabilir. Çikolata yemek istediğimizde bunu karşılayabilmek için ona doğru
yönelim gerçekleştiririz, ama asıl önemli olan soru şudur; Biz bu istencimizi
özgür bir irade altında mı veriyoruz. İsteklerin çeşitliliği vardır, insan
zihni istencine karar vermeden önceki süreçte, çikolata nesnesini daha önceden
bildiği üzere ona karşı bir arzu duyduktan sonra gelişir. Zihni bu tadı daha sonraki yaşamının
herhangi bir anında da isteyebiliyor. Böyle düşündüğümüzü varsayarsak
istençlerimiz zihnimizin baskısı altında kalması ile karar veriyor gibi
görünebilir.
Fakat başka bir örnekte deneyimlerinden
fazla yararlanmadan, yönelim gösterebilme yetisi de mevcuttur. Daha önce karşı
cinsle cinsel bir birleşim yaşamayan bir insan, sadece mastürbasyona dayalı
olarak, karşı cinse arzusu duyabiliyor. Sadece kendisine aynı
zevki ya da daha fazlasını yaşatıp yaşatamayacağını bilmediği halde, arzuları
karşı cinse daha fazla yoğunlukta olabiliyor. Bu durum da istencin zihnin
daha önce ki test etme yetisinden çok fazla yararlanmadığını da
gösterebilmektedir.
Arzularımız bize ait olabilir. Pekala daha önceki
yaşantımızda hoşumuza giden şeylerden de oluşmaktadır. Fakat zihnimizin bu arzular
üzerindeki etkisinin ne dereceye kadar varabildiğini, yani karar verirken de
karar vermeden öncede istençlerimizin özgür olup olmadığı tartışılabilir.
Bilmeden eğilimine geçtiğimiz bir çok şeylerinde daha önceki tecrübelere
dayanmadığı da ortadadır. Farklı örnekler üzerinden de tartışılabilecek bir
konudur bu. Akıllarda şu soruyu canlandırıyor; gerçekten kararlarımızın ya da
istençlerimizin çoğu özgür müdür?