Yaşadığınız çevrede, arkadaşlıklarınızda bu
arzuyu çoğu kez gözden kaçırmak zayıf bir ihtimaldir. Bir toplumun var olduğu
yerde herkesin kendi çıkarına göre hareket etmeye çalışması, pek de tanım
gerektiren bir davranış değildir. Bu durumu dışarıya yansıtmamış olanlar da
bile, iç dünyasında hep bir yarım kalmışlık yaşaması gündeminde olur: Süper kahramanları izlerken bile oynayan
aktristlerin/aktörlerin yerlerinde olma isteği hep zihinlerde yer almıştır. Kısacası, peyda olan bu
arzu canlının doğasında da var olmaktadır. Hayvanlarda var olan bu arzu daha
çok hayatta kalma mücadelesi olarak yorumlanmıştır, ama görülmektedir ki; insanlarda
da pek farklı bir durum yansımamaktadır. Kendisini görülmek istenenin en üst
seviyesine yerleştirebilmek için var gücüyle çabalayan insanlar, aslında sarf
ettikleri güç kadar kaybettiklerinin farkında olmazlar. İnsanlar da bu arzu
karşılandıkça şiddeti artmakta, yeteri kadarının yetmediği durum olduğunda
artık karşı konulamaz bir istenç var olur; yok oluşunun belirtilerini yaşamaya
başlar.
İnsanın yaşamak için toplumlar içerisinde ki
bu arzularının belirli bir şekilde hissedildiği anlarda, işlerin artık ortak
bir amacın olmadığı herkesin çıkarını savunduğu bir amacın var oluşu
gözlemlenir. Aslında en baştan beri sistemin düzenli bir şekilde işlemesini
isteyenler, sistemin liderliğine olan istençlerinden dolayı bir süre sessizlik
rolünü iyi bir şekilde işletirler. Gerçekteki amaçlarının en baştan beri
liderliğe, en üst noktaya olan arzuları hep vardır. Kimilerinde doğrudan ortaya
çıkar, kimilerinde ise iç dünyanın ulaşmak istediği bir hayal olarak kalır.