Kavramlar arayışı içindeyizdir hep, onlara ihtiyacımız olduğunu düşünürüz. Çünkü bizi onların anlamlı kıldığına inanırız. Bizi biz yapacak dış görünüşümüzü ve zihnimizin sınırlarını çizeriz kendimize, çünkü artık bir kavram içindeyizdir. Kendimizi ona ait hissederiz. Onun sınırlarına göre yaşamamız gerekiyordur artık hayatımızı…
Peki neden? Mutlaka böyle bir sınıra ihtiyacımız var mı? Tabi ki de herkese göre soruların cevapları farklıdır. Şuna karar vermeliyiz ilk önce, içinde bulunduğumuz kavramların sınırları gerçek bizi yansıtabiliyor mu? Bir sonraki düşünmemiz gereken şey ise eğer bizi yansıttığını düşüyorsak, bizim sorgulama alışkanlığımızı kısıtlıyor mu? Sorgulamaktan alışkanlık olarak bahsediyorum, çünkü hayatta yaşadığımızı anlayabilmemizin önemli olgusudur.
Sınırlarını yok etmelidir insan, bu şekilde gerçek özgürlüğe ve benliğine ulaşabilir. Sorgulamaktan korktuğunuz şeyler, sizin özgürlüğünüzü kısıtlamasına hiçbir zaman izin vermeyiniz. İnsanlar savaşlar yaşar zaferler kazanır ya da kaybederler. Kazanmak “sadece kazanmak” değildir, kazandıklarınızın yanında sizden götürdükleri vardır zaferlerin. Başarılarınız eğer kaybettiklerinize baskın çıkıyorsa gerçek bir zafer yaşamış sayılırsınız. Yaratılan kavramlara ve korkulara karşı kazanmış olduğunuz savaşlar, insan için kazanılabilecek en büyük zaferler olacaktır. Bu sayede gerçek benliğinize ulaşabilirsiniz, unutmayınız kavramları anlamlı kılan insanlardır.
Kendi korku imparatorluğunuzda yaşamayın…
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder