16 Nisan 2012 Pazartesi

Hatırlamak İstemediğin Bildiklerin

    İnsan zihni karmaşıktır, hatırlayıp bildiklerimizin yanında, bilip hatırlamak istemedikleriniz de vardır. İşte bu hatırlamak istemedikleriniz yaratır sizi, asıl bilinç burada yatar. Bilince şekil veren burasıdır. Bazı yaptığımız bize bile anlamsız gelen davranışların, nereden kaynakladığının merkezidir. Sigmund Freud'un bilinçaltı ile ilgili imgelemeyi güçlendiren bir yorumu vardır. S. Freud bilinci okyanustaki buz dağına benzetir. "Suyun altında kalan kısım bilinçaltı, su üzerinde kalan kısım bilinçtir." diye tanımlamaktadır.

    İşte böyle bir tanımlamada hal alır bilinç ve bilinçaltı. İnsanların genellikle kendilerinden bile sakladıkları bir yaşanmışlıkları vardır. Bu yaşanmışlıklar zihnin en kör tarafında saklanmaktadır, ama unutulan şu ki; en çok saklanmak için çaba gösterilen şeyler en fazla acıyı içinde barındırırlar.

    Hatırlamak istemeseniz bile bu kör odanın anahtarı sizde olduğundan, arada bir sizin oraya girip bakmanızı ister. Bu da tam olarak rüyalarınızda şekil alır. Çünkü rüyalar hayaller gibi değildir. Hayallerinizde sizin yarattığınız bir dünya var olmakta ve başrolde siz oynarsınız, etrafa, kişilere siz şekil verirsiniz. Bilinçaltı bu kadar esnek değildir, bir anda istemediğiniz bir durum içinde istemediğiniz bir karakterle karşı karşıya kalırsınız. O karışınızda duran karakter sizin bilinçaltınızda bulunan hatırlamaktan zevk almayacağınız bir yaşanmışlığın halidir. Belirli bir surete sahip değildir, çünkü korkularınızdan var olmuştur. Oradan koşarak uzaklaşmak istersiniz, tıpkı gerçek hayatta hatırlamak istemediğiniz yaşanmışlıklardan kaçmaya çalıştığınız gibidir.

    Korkularınız buradan beslenir, aslında burayı da siz yaratır ve şekil verirsiniz. Daha sonra da bu yaratmış olduğunuz korkular bütün zihninizi ve ruhunuzu ele geçirmeye çalışır. İnsanın en kötü düşmanı, yine kendi yarattığı karanlık tarafıdır.

    Kendinizi aşmalısınız, insan kendisinin azmettiricisidir. 

1 yorum: