18 Temmuz 2012 Çarşamba

Canlı İçin Güç

    Liderlik isteği, aslında buna gücün sahip oldukları  da diyebiliriz. Güç, bir insanın sahip olmak isteyeceği önemli farklardan birisidir. Bu karşı konulamaz narsist duygu, insanın güce değil, gücün insana karşı üstünlüğünün bir örneğidir. Ego tatmininin boyutlarını ölçemeyeceğiniz bu arzu insanın mantığını da köreltmeye yetebilir. Bahsedilenin aslında, her insanın yegane isteğiymiş gibi sunmama sebebiyet verenler yine insanlardır. Nietzsche, güç istenci ile ilgili olarak insanın temel dayanaklarından birisiymiş gibi bahsetmiştir; “Ben nerede canlı bir şey bulduysam, orada güce yönelik iradeyi gördüm. Hizmet edenin iradesinde bile efendi olmanın iradesini gözlemledim.” Bu ulaşılmaya çalışılan şeyin bütün canlılarda görülebilme ihtimali yüksek ve aslında çevrenizde gözlemleyebildiğiniz kadarıyla da fark etmek o kadar zor değildir.

    Yaşadığınız çevrede, arkadaşlıklarınızda bu arzuyu çoğu kez gözden kaçırmak zayıf bir ihtimaldir. Bir toplumun var olduğu yerde herkesin kendi çıkarına göre hareket etmeye çalışması, pek de tanım gerektiren bir davranış değildir. Bu durumu dışarıya yansıtmamış olanlar da bile, iç dünyasında hep bir yarım kalmışlık yaşaması gündeminde olur:  Süper kahramanları izlerken bile oynayan aktristlerin/aktörlerin yerlerinde olma isteği hep zihinlerde yer almıştır. Kısacası, peyda olan bu arzu canlının doğasında da var olmaktadır. Hayvanlarda var olan bu arzu daha çok hayatta kalma mücadelesi olarak yorumlanmıştır, ama görülmektedir ki; insanlarda da pek farklı bir durum yansımamaktadır. Kendisini görülmek istenenin en üst seviyesine yerleştirebilmek için var gücüyle çabalayan insanlar, aslında sarf ettikleri güç kadar kaybettiklerinin farkında olmazlar. İnsanlar da bu arzu karşılandıkça şiddeti artmakta, yeteri kadarının yetmediği durum olduğunda artık karşı konulamaz bir istenç var olur; yok oluşunun belirtilerini yaşamaya başlar.

    İnsanın yaşamak için toplumlar içerisinde ki bu arzularının belirli bir şekilde hissedildiği anlarda, işlerin artık ortak bir amacın olmadığı herkesin çıkarını savunduğu bir amacın var oluşu gözlemlenir. Aslında en baştan beri sistemin düzenli bir şekilde işlemesini isteyenler, sistemin liderliğine olan istençlerinden dolayı bir süre sessizlik rolünü iyi bir şekilde işletirler. Gerçekteki amaçlarının en baştan beri liderliğe, en üst noktaya olan arzuları hep vardır. Kimilerinde doğrudan ortaya çıkar, kimilerinde ise iç dünyanın ulaşmak istediği bir hayal olarak kalır. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder