Duygularımız, aklın geri plana düştüğünde kendisini ruha karşı baskın çıkma savaşımını fark edebiliriz. Mantığın, aklın daha olumlu sonuçlar çıkarabileceğini bildiğimiz halde, daha çabuk kapılırız duygularımıza onu isteriz. Çünkü bize hoşluklardan bahseder mistik bir müzik halinde duyulur.
Çok uzun zaman ruhumuzun okşanmaması zaafımız olarak belirebilir. Çünkü insan ruhuna iyi gelir, duygusal dokunuşlar. Kadınlar, bizde var olan duygularımızı, açığa çıkarırlar ve bize kullanmayı öğretirler. Bu konuda iyi birer öğreticidirler. Alışkanlık duygusunu da aşılamış olurlar ve bunları kendilerine göre kullanmayı iyi bilirler. Çünkü farkında değilizdir, mantığın, aklın yeri yoktur burada onlar buraya ait değiller. Ancak duyguların gidişi bizi tekrar mantığa yöneltebilir.
En kötüsü de alışkanlık duygusudur. O hiçbir zaman gitmesini istemez, düzeni uğruna bizim ruhumuzu çoğu kez hırpalar. Acı verir hayatımızı anlamlı kılan birçok şey, yok olur gider. Buna sebep olması uğruna yine de severiz duygularımızı. Sevilmek duygusu vardır bir de onun eşsiz, derin okyanusunda boğuluruz en derinliklerine kadar çeker.
Sonuçta yalnızlığımız kalır geriye, tanıdığımız bir ses tonuyla geri döner. İhanete uğramıştır, ama hala aynı şekilde karşılar bizi, gerçek bir dost gibidir.
Açığa çıkardığın duygularımın aşığıyım...