Yalnız kalabilmenin, yalnızlığın nasıl bir şey olması üzerine bir çok
farklı açıdan değerlendirme yapılmıştır. Bir çok filozof yalnızlığın bir geri
dönüş, insanın kendisini tanıması olarak değerlendirmiştir. Aslında tam tersi
yorumların daha fazlaca olması ve onları görmemezlikten gelmek yalnızlığın
farklı tanımlamalarını yok saymak gibi olur. Bu açıdan tanımlandığında; insanın
doğası gereği yalnız yaşayamayacağı ve uyum sorunuyla birlikte psikolojik
yönden ruhsal bozuklara sebep olacağı düşünülmüş ve söylenmiştir.
İnsanlar doğarken yalnız doğmazlar ve gelişim süresi boyunca da sürekli
ebeveyn kontrolü altında tutulurlar. Bulundukları ortamları algılayamıyor
olsalar da hafızaları kuvvetlidir. Sürekli sosyal bir çevre içerisinde
bulunurlar. Doğal karşılanılacak olan bu durum somut bir şekilde bir çok
insanda görünür. Yalnızken sıkılmanın ve sosyal çevrenin bir çok açıdan daha
eğlenceli taraflarının bulunması onu cezbedici kılar. Bu yüzdendir ki; insan
gerçek anlamda yalnız kalamamışken yalnızlık ile ilgili bu kadar olumsuz görüşe
sahip bir dünyada seçim sebebi olmaması doğal karşılanabilir.
Başka farklı durumlarda ise insan yalnız kalma çabasına daha çok girer.
Pek kolay tahmin edilebilir bu durum yine dış etkenlere bağlı kalmaktadır.
Sosyal çevrenin albenisinin yüksek oluşu olumsuz yönlerinin daha sert etkiye
sahip olmasına sebeptir. İlişki durumlarında da yine aynı sert etkiler
mevcuttur. Arkadaşları arasında dışlanan bir birey ruh hali sebebiyle
yalnızlığa yönelimi artar. Bu durum ilişkiler açısından biraz farklılık
gösterebilir etkiye maruz kalmanın akabinde sert tepkilere sebep olabilir.
Mühim olan bu gibi durumlarda yalnızlık süresi boyunca kişinin aslında
gerçekten yalnız olmadığının farkında olmamasından dolayı töze ulaşamamasıdır.
Yaşamış olduğu bunalım sadece bir yanılgıdan ibarettir ki; eski hayatının özlemini çektiği halde geri
dönmemek adına kendine yaratmış olduğu çelişkiden ibarettir.
Yalnızlığın öz durumuna vurgu yapmak gerekirse; o asla bir etki
gerektirmez kabul edilmişlik durumudur, öz benliğin arayışıdır. Yanılgılara
mahal yoktur ve kişinin ruhsal ya da psikolojik sorunlarının sebebi hiç
değildir. Bu yüzdendir ki; kişi yaşlılıkta daha çok töze yaklaşır.